Hava soğuk, insanlar soğuk ve yaşamın ta kendisi karanlıktan ürken bir çocuk gibi sıcacık kalmayı başarıyor.Ya da başardığını zannediyor.Öyle ki, bu soğukta binlerce insanı yokederken, üzerlerine kar-dolu-yağmur gönderirken de şefkatli olduğunu zannediyor.Kötülük sadece dışardan gelir, sanki içimizde hiç yokmuş gibi.
Bir hayaldi, bir hayaldi her şey.Bunalımımız bir hayaldi, mücadelemiz (mücadele derken neyin mücadelesi hacı?) bir hayal.Bu blog sayfası bile bir hayaldi.Aslında hayalden de ırak, ondan da aşağı bir şey.Bir umut.Bir umutmuş insanı yaşatan, yılların eskitemediği bir geyik aslında bu.Ve ilginçtir ki, çok doğru.Edebiyatımıza yeni bir eser kazandırmak gibi bir isteğim vardı bir zamanlar.Bir zamanlar dediğim aşağı yukarı 2 ay önce.Hatta 3 sayfalık bir giriş bile yazmıştım.Kısacası bir gençlik hevesinden öte, ciddi bir iş peşindeydim.Peki ne bekliyordum bu çabadan? Sakinleşmek?, huzur bulmak? ego tatmini ? yoksa öylesine bir iş miydi benim için? Bilemiyorum.Belki de biliyorum da itiraf edemiyorum ya da buraya yazmak istemiyorum.Bu sayfaya şu sıralar kimse bakmasa da, ihtimaldir ya birileri okur.Hatırlar bakar.Sonra başkalarına koz vermeyelim, değil mi yoldaşlarım?
Nerede kalmıştık bir hayaldi, yok yok umuttu.Tecrübesiz bir avuç insan gibi buraya yazarak sefilce bir iş gerçekleştirmeye çalıştık.Güya kendi çapında gururlu ve içerikli bir çabaydı.Hani dergi-gazete-site sarmalında gezinen amaçsız bir idealizmin kurbanı oldu bu site.Çığrından çıkmadı, bilakis çığrında pıstı kaldı.Söndü gitti.Zaten kendime hep kızarım, niye bu kadar inatçıyım diye? Neden her başladığım işin sonu bok yolu olsa da, bitirmek isterim diye.Bilemiyorum bu da benim rahatsızlığım sanırım.Bok yoluna bile bile evet demek.Gecenin sabah ermesini bekleyen kervanların yolcuları gibiydik ,aslında sanıyor olabilirim de.Ya da sanrılanıyor da olabilirim.
Aklıma gece karanlığında gültepe'den, çeliktepe'ye çıkan yollar, sokaklar geliyor.Havada hafif bir kömür kokusu, in cin top oynamıyor.Zaten oldum olası bu deyime de uyuz olmuşumdur.İnce bir uğultu var, köylerde uzaklardan duyulan hayvan sesleri, şehirlerde otomobiller olmuş.Hızlı adımlarla hareket ediyorum her zamanki gibi.Bazı pencerelerde ışıklar var, bazılarında ise koyu karanlık.Karşıdan ara ara insanlar geliyor, hepsinin sanki bir acelesi var.Cengizhandan çeliktepe ana caddeye çıkan ve hep rüzgar esen dar yokuştan yukarı çıkıyorum.Ve sonunda caddeye ulaştığımda bazenleri sevimli, bazenleri korkunç, bazenleri ise sadece gururlu olan ve oradan hiç ayrılmayan pis, gaddar, kibirli kulelerle karşılaşıyorum, yine yeniden.Oradan büyükderece caddesine devam edip, seyyar dürümcüyü de geçtik mi, insan yapayalnız kalabiliyor bir an.Ama nasıl oluyorsa gecenin bu saatinde ( hep öyle denir ya, kaçsa o saat artık) birileri karşıdan gelebiliyor.Mavi timberland, kot pantolon, son moda montlardan biri, kişiyi değil de, markayı gözümüze sokan cilalı bir paket.Afiyet olsun hepimize.
Neyse, sonunda büyükdereye çıktım.Dere içinde akan çöpler gibi, gündüzleri otomobillerin birbirini taciz ettiği, deyim yerindeyse siktiği bu yolda, cidden insan bunalıma da girebilir, eğer geceleri metronun önünde pinekliyor ve sarhoşları gözlüyorsa "umuda" yelken de açabilir.Ama o gece bir bok olmadı.Oturulan bir saatten sonra evin yolut tutuldu ve salak bir duygululukla "evet bir gün değerimi anlayacaklar ühühühü" ezikliğiyle yatağa girildi.Uyumak derde devadır.Uyumak ilaçtır, her şeyi unutturur.
Çünkü içinde hikayeler, masallar, hayaller, "umutlar" gizlidir.Bir anda gerçekliğimizi yitirir, unutur ve başka bir dünyada buluruz kendimizi.Bundan daha iyi meditasyon mu olur? Kadın mı istiyorsun, para mı, güç mü, sevgi mi, eziklik mi, yakışıklılık mı, duygu mu, özürlülük mü, ne arıyorsan hepsi orada mevcut.Dolma kalem bile var, daha nolsun ?
Umut, taktım bu sözcüğe ben.Nietzsche "umut bütün kötülüklerin anasıdır, çünkü işkenceyi arttırır" demiş."Ummadan doğan güven" demiş tdk.Başkaları da bir sürü şey söylemiş.Filoloji paralamayalım şimdi, sıçmayalım.
Ve sonunda umut bitti.Yalnızlığa terkedildi.Saçmalıklara gömüldü.Kaybedildi, kaybettirildi, belki bulundu.Ama bu sayfalarda değil.Bu kişi için de değil.Acemiydik, umudun kurbanı olduk paşam.Sen affet paşam.Bir daha bir şeylere girişmek gibi bir saçmalığın içine girmeyeceğiz.
Oldu mu?
Siktrettin mi her şeyi çocuğum?
Olmadı mı?
1 Aralık 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder