Kahrolası sözler, kahrolası şiirler insanın aklını bulandırıyor.Bir kış gecesi elleri ceplerinde yürüyen bir insanı, koyu kahverengi çamura bulanmış botlarıyla, düşünmekten sıkılmış bir buhranı anlatmak istiyorum.Daha önce de bilenler bilir, "-yorum" ekimden sıkıldım.Fakat öyle ya da böyle, onu kullanmak zorundayım.
Nicedir kısa mesafelerde, evreni ilgilendiren konuları düşünüyorum.O kadar safım ve o kadar şapşalım ki, evreni düşünerek değiştirebileceğimi sanıyorum.Ya da anlatarak, ya da soluyarak, ya da onu dost belleyerek.Siyah taşları, beyaz-mavi kurbağaları düşleyerek, -dili zaman eki kullanmaya hasret, yine de gelecek için bir planım olduğunu hissediyorum.
Bütün bunlarla meşgulüm yani.Zamanımı yapmak istediklerim için harcadığımı zannederken, kendi yazgımı kitaplarla ululaştırarak ve sikilmiş beyinlerinden beyaz kurtçuklar çıkan, "döl yatağı ile agulanmış" dünyalarından zehirli sözler çıkan insanlara küfrediyorum.Evet şu an bile.
Kendimi sevme sevdasının içinde olmadığını iddia etsem de, kendini sevmekle-başkasının sevmenin aynı iş, aynı mantık, aynı duygu olduğunu tam olarak anlayamadım farzet, ey okuyucu.
Geçen haftalarda intihar eden yazarları düşünüp, yine çarpıcı bir yazardan etkilenerek, "yazı" bir hayal mi noktasında düğümlendim.Kafam karıştı, abukladım sabukladım.
Öyleki, kendi sanrımı, bir masalın ortasında hepimize yutturulan bir hapmışçasına, herkes için geçerli olduğu sonucunu tarttım.Bir nevi saçmalarken, kendimi gündelik hayatın kokuşmuş insani ilişkilerinde, "bir yağ gibi vıcık vıcık" olmuş gülüşlerin, kızgınlıkların ve boş tehditlerin içerisinde buldum.
Daha önceden söylemiş miydim bilmiyorum, insanın her tarafında, her pisliğin arkasında yağ var.Görebiliyorum onu, derinin üzerinde, ya da altında, son derece beyaz, son derece ymuşak, it gibi kokan yağ... İşte, orada.Gözlerimin çevresin de dahi, penisimden saçlarıma kadar, her yerde.
İnsan kendini arıyor değil mi? Hani basit zevklerin peşinden koşmuyor değil mi? Eh tabiiki koca bir yalan.Kitaplarda yalan yazıyor, bakamyın siz ciddi kapaklarına, allı pullu yazar isimlerine.
Şarkılarda yalan söylüyor, pop olsun, arabesk olsun, rock olsun.Onu bunu bırak, ses etme ama,
insan gözünün içine baka baka
yalan söylüyor.
Biliyorum okuyucu, ya da eski deyişle "kaari" şaşırmadın sen bu tespite.İçten içe hep biliyordun ve sayısız defa tartıştın insanlarla.Ama başka biri söylemiş çok mu? Biri daha hatırlamış, biri daha "aydınlanmış".Her şeyin boş olduğunu, sonsuz trilyon karelik alanda, sadece küçük bir toz olduğunu yeniden hatırlamış, kötü mü?
O halde düşünme de, ne yaparsan yap...