masada kirli bir tabak, kırıntılar kalmış üzerinde.. yanında bir şişe şarap, dibinde kalmış biraz.. yeşil şişenin içinde bir gölge gibi duruyor.. bir paket sigara üzerinde kocaman harflerle "sigara içmek genç yaşta öldürür" yazan.. paketin içinden yarısı çıkmış tek dal sigara. köşede eski yeşil bir koltukta oturan bir adam.. loş odanın karanlığına çekilmiş, düşünceli.. hayatın örselemesinden kaçabilmiş, mabedinde yapayalnız hafif kafası güzel.. tavandaki sarı ışığın etrafında dolanan dumana bakıyor.. hayaller kuruyor.. ama mükemmel hayaller kuramayacak kadar gerçeklerini görmüş dünyanın.. mutlu gibi ama sanki biraz da buruk.. gülümsemiyor ama gülümseyen bir yüz görmeye onunla birlikte gülümsemeye ihtiyaç duyuyor.. gözleri yanıyor dumandan, yaşaran gözlerini silmiyor.. hayatına buğulu gözlerle bakmaktan inanılmaz bir haz duyuyor.. dağınık, vurdum duymaz, hafif meşrep hayatına..
o gece gökyüzündeki yıldız bile parlamaya çekiniyor. şehir sessiz, şehir uykusunda güzel bir rüya görmekte.. bulutlar sakinleşmiş.. şehrin üzerini beyazlarla örtmüş sessizce süzülüyorlar.. o ise kısık sesteki müziğe eşlik ediyor.. olur ya diyor.. olur ya.. arzu her yanını sarıyor.. bekliyor.. tam karşısında duruyor kapı.. çıkıp gitse.. gidebilse.. dünü unutsa, yarını beklemeyi bıraksa.. yaşasa o anı saniyelerine kadar.. hissedebilse eskisi gibi.. yaşamanın verdiği yorgunluğu öpüp başına koysa.. canı yandığında avaz avaz bağırabilse.. ağlayabilse üzüldüğünde.. gülümseyerek karşılasa her yeni gelen gün ışığını.. sıkı sıkı tutunabilse tekrardan.. elleri acısa da bırakmasa bu sefer.. tekrardan başlasa.. ondan sonra ilk defa tekrar kendisi olabilse.. onun bıraktığı izleri silebilse.. acısını gömse toprağa.. ve sadece gerektiğinde bir dua okusa ona.. kontrol edebilse kendini.. zamanın her şeyi çözdüğü avuntusundan medet ummasa artık.. aynaya her baktığında kendisi istemedikçe zamanın hiç bir şeye derman olmayacağını tekrar hatırlasa.. bir hatıra olarak kalsa herşey.. geçmişi tekrar yaşamak istemese artık..
kalkıyor yeşil koltuktan, ampulden gelen cılız ışık solgun yüzüne vuruyor.. masaya yaklaşıyor, yarısı paketin dışında olan sigarayı alıyor ve dudaklarına götürüyor.. çakmağı arıyor gözleri.. ceplerine bakıyor.. arka cebinden çıkardığı çakmakla yakıyor sigarasını.. kurumuş dudaklarından derisiyle birlikte çekiyor sigarayı, acıyan dudaklarını ıslatıyor diliyle.. dumanı üflüyor iç çeker gibi çıkardığı o sesle birlikte.. sarı ışığın etrafına dolanıyor duman.. masadan şarabı alıyor, her yudumda biraz daha sönüyor kendine olan öfkesi.. şişeyi bitirene kadar içiyor ve bittiği an tüm yoğunluğuyla geri gelen öfkesini vuruyor masaya büyük bir gürültüyle.. artık zamanı geldi diyor içinden bir ses usulca.. şişeyi ince kısmından kavrayarak duvara vuruyor.. cam kırıklarının üzerinden yürüyor.. kanı bulaşıyor yerdeki eski halıya.. kapının önünde duruyor.. dönüp bakıyor tekrardan buğulu gözlerle.. ama bu defa dumandan değil o göz yaşları.. bakıyor dağınık, vurdum duymaz, hafif meşrep hayatına.. kendinden bir parçasını da geride bırakacağı hayatına.. dönüyor yüzünü, göz yaşı süzülüyor.. açıyor kapıyı, soğuk bir rüzgar esiyor ve alıyor yanağındaki tek damlayı.. adımını atıyor ve sessizce kapatıyor kapıyı.. bembeyaz şehirde bir karartı kendisi için yeni bir karar alıyor.. o artık kendini azat ediyor..
19 Şubat 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder