"Mısra mısra ilerliyor yolum.Teşbihler ile, şiirler ile son buluyor beyhude ömrüm.Bu yol bittiğinde, hala cesedim sıcakken, kendimi affedeceğim her şeye karşı, hatta... kendime bile."
Metafaizik; bir varsayım...Görebildiklerimiz, duyularımızla elde dettiğimiz her şey algılarımızla sınırlıysa, ruh gibi bir kavramı hangi sistematik düşünceden önkabulle benimsiyoruz?
"İnsanların ruhları vardır"
Çoğu zaman vicdan ile kalbi, ruh ile duygularımızı, duygularımız ile heveslerimizi karıştırıyoruz.Tam manası ile anlamlarını bilmediğimiz kavramlarla kurduğumuz cümleler, yarım kalmış hikayelere benziyor.Ya da ben benzetiyorum.
"Gri gökyüzü öğlen 3'te kendisini o kadar kararttıki insanlara karşı, perdeler çekildi, elektirikli düğmelerle odalar aydınlatıldı.Sisle karışık yağmur tanecikleri, semadan arza süzüldüler.Elleri ceplerinde yüzlerce insan, evlerine dağıldı."
Şiir yazmak için fazlaca bir çabaya gerek yok, hayatın kendisi şiir gibi zaten.Çoğu zaman karamsar, karamsar olmayanlar için bile karamsar.Şerhler düşemiyoruz yaptığımız şeylere, aklımıza ne gelirse vaktimizi öyle harcıyoruz.Çünkü sürükleniyoruz bir nevi, bir sonbahar yaprağı gibi, öylesine, sessizce...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder