Bir ince pusudayım… Bekliyorum hayatın bana sunacağı o muhteşem fırsatı. Yolumun üstü engerek, önümde uzanıyor tüm zorluğuyla hayat. Fırsatlardan çok hayal kırıklıkları görüyorum sanki, başarma arzusu yok oluyor içimde, kayboluyorum, karanlık tüm yoğunluğuyla çeviriyor etrafımı, içime nüfuz ediyor, korkuyorum bazen, bazense yok olup gitmek, gözümü karartmak istiyorum.
Bir garip akşamdayım. İçimde yine o boşluk, dolduruyor tüm vücudumu… Adını “sen” koydum. Hep sen aklıma geldiğinde ortaya çıktığı için, her şeye sırtımı döndüğümde aklıma ilk sen geldiğin için. Gözler tüfek olmuş, baktığım yeri delecekmişim gibi hissettiğimde duvarların arkasından bana öyle baktığın için. Titriyorum, ayaz iyiden iyiye içime işliyor, içimde “sen”, dudaklarımda sigaram, aklımdaysa tek bir şey var. Gözümü karartıp gitmek istiyorum bu şehirden, dönüp dolaşıp yanına gelmek istiyorum sanki bir tesadüfçesine… Yinede diyorum bir iç çekerek yinede! İstesem de… Ben senin sokağına ulaşamam, dardayım. Hayat sarıldıkça bir karabasan gibi kilitliyor tüm vücudumu, yakıyor kor gibi, ellerim buz keserken... Resimlerini kaldırdım artık kolaylıkla ulaşabileceğim yerlerden, o mazlum gözlerine bakamam. Firardayım, senden kaçtıkça sana koşuyorum biliyorum ama hiçbir şey yapmadan da bekleyemiyorum. Saklandığım o karanlıkta beni bulacakmışsın gibi geliyor bazen, gözlerim karanlığa alıştığında o güzel gözlerini görmekten ölesiye korkuyorum. Oysa ben bu gece, yüreğim elimde, içimi dolduran “sen”le birlikte karşına dikilecektim. Sana bir sırrımı söyleyecektim… Gözlerine baktığımda korkmadığım o günlerde bile söyleyemediğim bir sır. Şu mermi içimi delmeseydi eğer, senden aylarca haber alamadıktan sonra öğrendiğim ilk şeyin şu anda onunla birlikte olduğun olmasaydı, gözlerine baktığını, hep soğuk olan ellerini tuttuğunu, güzel saçlarına dokunduğunu hissetmeseydim eğer… Seni alıp götürecektim.
Beni vur! Beni onlara verme, o karanlığın içinde sadece bir sigara ateşiyle yalnız bırakma beni, o ateşin kül ettiği bedenimi. Külümü al uzak yollara savur, dağılsın dağlara, dağılsın bu öykümüz. Ama sen ağlama, dur.
Bir ince pusudayım. Bu gece zehir zemberek. Her şeyin beynimin içinden saniyeden daha az bir sürede geçişiyle anlıyorum ki; bir yolun sonundayım, sessizce tükenerek… Ah, senin ellerine uzanamam, yerdeyim. O masum hayallere varamam, ölmekteyim.
Oysa ben bu gece...
7 Ekim 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder