Sıradan bir günde buluşan üç arkadaşın aklından çıkan enteresan bir girişim olarak doğuyor siham-ı kaza.Farklı ruh iklimlerini, farklı tarzlar ile ortak bir noktada dile getirmek amacımız.
Binlerce insanın yeraldığı şu internet aleminde, azıcık da olsa kendi düşüncelerimizi, hayatta anlatmaya değer bulduğumuz ayrıntıları ve melankoli denizinde boğulurken, cam simidi gibi ortalara saçtığımız, hüzünlü yazılarımızı aktaracağımız bir sayfa burası...
Siham-ı kaza demişken, nef'i yi anmamak olmaz.Döneminin en güçlü, en sağlam sesi olarak getirdiği eleştirileriyle, gözünü budaktan sakınmadan, akılcı sözleri ile koltuklarını sağlamlaştırmış devlet büyüklerini rahatsız ettiği bir gerçek... Nitekim ölümü de tam da bu yüzden oldu.
Fakat haklının sesi, edebiyatın kuvveti ve yüzyıllara meydan okuyan yazının verdiği güçle Nef'i'nin, Voltaire'in, Montaigne'nin, Cemil Meriç'in, Nazım Hikmet'in ve Necip Fazıl'ın sürdürdüğü, "beşeriyet namına vicdanın sesi" olmak görevini büyük bir istençle kendi adımıza yerine getirmek sorumluluğunu üstleneceğiz.
Kendi ruh dünyalarında bunalan insanların, hayata karşı, yalana karşı, insanların kokuşmuşluğuna karşı haykırışlarını, aynen bir kaza oku misali, ucu kime değerse değsin dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz.
Hayatın içine, gökyüzünden dalgalanarak düşen bir yaprak gibi, korkmadan, ağlamadan girmeyi öğrendik.Şimdi ise kendimizi arıyoruz...
kaza okları...
6 Eylül 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder