19 Eylül 2007 Çarşamba

Ve...

Gözlerini kapama boşuna, boşuna karanlığa atma kendini.
Dinleyecek kimse yok seni, suretini görmek isteyen bir beden bile yok.Yüreğini uzaklara açmaktan bıksan da, küçük pencerelerden akan zamanı seyretmekten bıkmadın.Yalnızlığı an ve an soluduğun coğrafyaya yabancı, annene yabancı, arkadaşlarına yabancı oldun...
Geceleri kayan bir yıldız bile göremediğin bu şehirde, uçakları yıldız yapıp, yörüngeler çizdin kafanda.Sakın ola ay'ı düşünme, o seni satalı yıllar oldu ve yerine geçecek uydu çoktan yeryüzünü boyladı.Halley kuyruklu yıldızı gibi ilgi çekemiyorsun belki, sputnik gibi okyanuslara, dağlara, tepelere hayran hayran bakınmak istiyorsun, ne bileyim bu yaşamın içerisinde konuşmaya değer, ağlamaya değer bir şeyler arıyorsun sanki.Romanları bir bir bitirirken, kafanı dinliyorsun önce.Konuşmaktan bıkıyorsun, kahrolası dillerden bıkıyorsun, giyinmekten bıkıyorsun.
Yeni yeni espiriler üretiyorsun kafanda, sıkıntılı bir sessizliğe gömülü yüzünü aynalarda güldürüyorsun.
Yok...
Olmuyor, derviş kıyafeti giymek bile kar etmiyor... Üretmek istiyorsun, faydalı olmak istiyorsun, yaşamak istiyorsun.
Ve bir deniz kenarında, ihtimal boğazda, tek başına haykırmak, soluklanmak diliyorsun.Şiir yazarken ilham arıyorsun, uyurken düş dileniyorsun.Sevmek istiyorsun, sevilmek istiyorsun.Otobüsler teker teker kalkarken duraklardan, öylesine bir arkadaş bekliyorsun.Egzos dumanları zift gibi nefesine yapışırken, kaçmak istiyorsun güneşten.Bir vapurun balkonunda sonsuzluğa hayranlık duymak, ufuk çizgisine bakıp ölmek istiyorsun.

Hep istiyorsun, hep dileniyorsun, hep bekliyorsun, hep ihtiyaç duyuyorsun...
Bu kadar sefil, bu kadar yardıma muhtaç, bu kadar şaşırmışken, yine meydan okuyorsun kendine."Ben" diyorsun, "bileneceğim zamana, okutacağım ve seveceğim kendimi".
Ahmak!
Kaldır başını, rüzgarsız bir gecede yazdığın şu yazıya bir bak.Aç gözlerini şu kendinden bile sıkılmış, başıboşluğa bir bak! Bir kerecik olsun, düşünmeden yastığa koy kafanı ve dilenmeden , beklemeden, sevmeyi öğren rüyalarını...

Hiç yorum yok: