7 Eylül 2007 Cuma

Siren sesleri...

Siren sesleri yankılanıyor beynimde.. Gözlerim şiş, açmakta zorlanıyorum. Aklımda arkadaşlarım, sevdiklerim, dostlarım, annem… Siren sesleri yankılanıyor beynimde.. Gözlerimi açmakta zorlanıyorum.. Ama açmak için çaba sarf ediyorum, kapatmamalıyım.. Kapatırsam bir daha açılmayacak gibi geliyor.. Artık hep karanlıkta kalacakmışım gibi bir daha hiçbir şey göremeyecek olma korkusu doluyor içime. Motor sesinden hızlandığımızı anlıyorum.. Ölümden hızlı mı bu araç diye düşünüyorum. Kaç ölümü yendi, kaçından daha hızlıydı kafamı kemiriyor bi an. Dışarıdaki milyonlarca insanı düşünüyorum. Arkadaşlarıyla konuşanlar, belki iki tek atanlar, televizyon başında uyuklayanlar… Hiçbir şey düşünmek zorunda olmayanlara imreniyorum…

Umduğumdan sakinim... Canım yanmıyor hatta hiçbir şey hissetmiyorum fiziki olarak. sadece mecalim yok kolumu kaldıracak kadar bile.. Gözlerim neden bu kadar yanıyor? Tek derdim bu.. Ellerime bakıyorum kanlı gözlerle ve ellerimin de kanlı olduğunu görüyorum.. Hayal ediyorum.. Evimin kapısındayım ve anahtar kilidini çeviriyorum, ayakkabılarımı içeri alıyorum, sessizce odama geçiyorum. Dün geceye kadar her gün sıradan bir şekilde yaptığım bu işi hayal etmek gülümsetiyor beni... Tek bir noktaya bakarken buluyorum kendimi.. Dalmışım işte, doktora bakıyorum o da bana.. Sürekli başımda bir şeyler konuşuyorlar söylediklerini dinlemek istiyorum belki bir şeyler öğrenirim diye. Bana ne oluyor merak ediyorum ama vazgeçiyorum sonra.. Çünkü anlayamıyorum, dikkatimi veremiyorum.. Yine de aklımdan bu kadar çok şey nasıl geçiyor buna da bir anlam veremiyorum. Örneğin neden annem bunu yemezsen arkandan ağlar diye azarlıyor beni sofra başında? Babam harçlık veriyor şeker almam için. İlkokul öğretmenim karşımda sinirli bir şekilde yine ödevini yapmamışsın diyor. Sonra en yakın arkadaşlarımdan biriyle ilk defa dertleşirken görüyorum kendimi. Çocukluk aşkımı görüyorum ardından, bana uzaktan bakıp gülümseyen yüzünü.. Gözbebeklerimden sanki bir sinema filmi tadında izlenebilecekmiş gibi geliyor tüm bunlar. Yinede kapatmıyorum gözlerimi.. Açık tutmalıyım… Sonra lise yılları, boğaza doğru okul bahçesinde tek başıma oturmuş kulağımda kulaklık, sevdiğim bir şarkıyı dinlerken görüyorum kendimi. Sanki şimdi bile duyuyorum o şarkıyı. Biraz mırıldanmaya çalışıyorum ama hırıltılı bir ses çıkıyor sadece.. Doktor bana doğru eğiliyor yorma kendini bir şey söylemeye çalışma sakın diyor. Gözlerim yarı açık ona bakıyorum.. Susuyorum..

Tek başıma okulu kırışlarım geliyor aklıma, o zamanlar bana huzur veren çok az sayıda şeyden biri. Sabah kahvaltısı niyetine birkaç poğaça almış sinemada film izlerken tıkınıyorum. Kendime sorduğum sorularla birlikte karanlıkta otururken görüyorum kendimi.. Sonra sen.. İlk tanışmamız, tartışmayla başlayan bir konuşma. Sonra kanlı canlı seni karşımda gördüğüm ilk gün. ilk kez öpüşün.. Gülüşlerin, elimden tutup beni sürükleyişlerin.. Nazlanmaların, öptüğüm zaman gülen gözlerin.. Ayrı kalışlarımız.. Her dakika sesini duymak isteyişim ve fotoğrafların ellerimde dershane etütlerinde dersle alakamı kestiğim o anlar. Düşünüyorum da senle ilgili ne çok şey geldi gözlerimin önüne.. Sonra ağlayarak karşımda oturman, ellerini kaçırman.. Ve bitti deyişin.. Ben o vapura binip gitmeden önce son kez istemeyerek sarılışın... Şöförün küfürlerini duyuyorum sonra..
-Çekilsene lan amcık ağızlı hasta taşıyoruz burada öküz!!

Kendimi derbeder ettiğim birkaç sahne var şimdi gözlerimde.. Elimde rakı bardağı yanımda aynı kederi paylaştığım bi arkadaş, fonda ise cem özkan çalıyor, dön bana yeniden ne olur.. Sonra tüm bunları atlatmış, bünyeyi hayatla taşak geçmeye vermiş bir ben var sırada.. Gerçekten eğlendiğim birkaç sahne.. Kendimi yerlerde yatmış gülerken bulduğum anlar.. Sonra okulun bitişiyle kendini boşlukta bulmuş nereye saracağını düşünen bir ben. Dostlar yine hep yanımda.. Sanırım hayatımın en imrenilen yanı bu olsa gerek. Dostlar hep benimle.. Ve bir gün ben eve dönerken cinnet geçirip etrafa ateş açan bir adam.. Bir anlık sızı, yere düşüşüm, ambulans çağırın diye bağırışlar, itişmeler, durdurulmaya çalışılan taksiler, ambulansın gürültülü gelişi, benim içeriye apar topar koyuluşum ve siren sesleri… O an kulaklarımı yırtan siren sesleri artık uzaktan gelmeye başlıyor yavaş yavaş.. Ve gözlerimi artık açık tutamıyorum… Bir anda anlıyorum ki hayatın bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmesi böyle bir şeymiş. Bir anda anlıyorum ki ölüyorum.. Gözlerim kapanıyor. Siren sesleri yok artık…

Hiç yorum yok: