9 Eylül 2007 Pazar

yalnız,.

Kafanı pencereden yana çevirmiş düşünüyorsun. Karanlık da olsa izlemektesin duvarları. Metro hızla ilerlerken sen dışlamışlığınla dünyayı sınırlar çiziyorsun kendine. Özgürlüğün ve genişliğin hangi taraf olduğu bilinmediği sınırlar.

Dışlamakla meşgulsun kendini dünyadan, ne kadar sessiz kalınırsa ve ne kadar az göz göze gelinirse o kadar mutlusun. İçinde yaşamanın bir örneğisin. Kendi sırlarının sırdaşı ve yegane dostunsun. Kimselerin yaklaşamadığısın, kimselerin keşfedemediği..

Kimsenin farkedemediği ve kimsenin farketmek istemediği şeylere bağlısın. İçinde bir şeyler seni alıkoyan insanlardan. Küskün müsün bilinmez dünyaya ama dünyanın küstüğüsün.

Öpüşmelerin yok ve sevişmelerin.. Sen kendininsin ve kimsenin olamamışsın henüz.. İçinde yaşayan bir kurtçuk gibisin. Kendi kendini yiyerek ve kendi kendine sevişerek geçmekte ömrün. İhtiyaçsızlar listesinin başında kendi kendine yetebilenlerden birisin.

Sesler ürkütür seni. Korkarsın uyarılmaktan ve korkarsın duymaktan. Sesler başkalarının varlığıdır ve varlıklar senin dışında varolmalıdır.

Kimsenin sığamayacağı kadar küçük ve hayatın sığabileceği kadar bir boşluksun. Kendi kendini doldurmakla meşgul olup kendini boşaltmaktasın.

Çöküşlerin var kendi içinde. Derin yarıkların var kendi saldırılarından. Kendinin varoluş sebebi ve kendini yok edensin. Sessiz bunalımların, sessiz çığlıkların var sessiz düşlerini boğan. Sen sessizler ve hiç kimseler dünyasının tek kimsesisin.

Pencerenden dışarı izlerken duvarları, sen sınırısın kendinin. Özgürlüğün hangi taraf olduğu bilinmeyen sınırısın. Bir varoluş ve yokoluş hikayesinden başka bir şeysin sen. Bizim bilemediğimiz, göremediğimiz, yaşayamadığımız. Kendine varolmanın kendinle yaşamanın timsalisin. Yokoluş için varolsan da, ara boşlukta sürekli varolansın. Hiç kimseler dünyasında yaşamayı becerensin..

Hiç yorum yok: